"Başkasının rüyası" Sema Kaygusuz'un Karaduygun kitabını okurken işte bu isim tamlaması çarpıverdi beni. Eski ahşap bir evden bozma kafenin tek balkonunda olabildiğine rahatsız bir sandalyenin üstüne tünemiş, bir başına güzel demli bir çayı içerken...Bursa'da bir öğle vakti.
Bir başkasının rüyasını sahiplenmedim ben hiç. Hep sorunum kendi rüyalarımı sahiplenmek ve o rüyaları sık sık değiştirme konusunda oldu. Ama nedense işte o kısacık isim tamlaması gözlerimi bir noktaya diktirdi uzun uzun.
*
Ben rüyalar üzerine düşüneyim sevgili başbakanımız da "kendi rüyasının" peşinde kadınlara saldırmakla meşgul. Kürtaja laf etmek ona mı kaldı diye soruyor insan. Gerçi alışmış olmak gerekirdi onun "kişisel özgürlüklere yaptığı hunharca müdahalelere" ya yine de çıldırıyor insan bazen. Sayın başbakan kim oluyor da oluşmasına hiç bir şekilde katkıda bulunmadığı bir embriyonun geleceğine, hiç bir koşulu düşünmeksizin karar verebiliyor? Tabi daha da vahim kısmı "sezaryen" konusundaki açıklamaları. Gerçekten anlam veremiyorum. Hükümetimizin geldiği nokta ve başta İdris Naim Şahin adı altında gerçekleşen "kendinden geçme" hali acaba bütün üyeler topluca Amsterdam'a kaçıp "magic mushroom" mu yediler dedirtiyor!
Tabi ben bunları söyleyince, twitterda falan yazınca başta babam olmak üzere insanların "aman kızım yapma" nidaları var. Düşüncemde susmadığımıysa yazımda susmaya hiç niyetim yok da bunu anlatamıyorum. Belki de ben uygun, süslü, pudralı cümleleri bulamıyorum.
*
Türkiye'ye dönmeye de alışmak bir hayli zaman alıyor bu aralar. Ben gideli beri memleket de iyice değişmiş. Mesela bana çay getiren bir çaycıdan, ona çaycı dediğim için azar yiyebiliyorum. "Abla ne yaptın be rencide ettin beni çaycı" lafına da yanıt veremiyorum. Nedense kuaförlerin hepsi bir "güzellik salonu" olma derdinde. Yahu yine yaptığınız yarım bacak sir ağda yani "titr" neden bu kadar önemli? Bakkaldan bozma hadi market dese kabul edebileceğim bir alışveriş mekanı ise artık "market" kısmını da geçmiş tam olarak Avrupai olduğunu belli edercesine kendine "Kardeşler Shopping" adını vermiş. Gerçekten hangi kafadayız biz?
*
Bir de iki gündür nedense beynimde süreli bir "Leyla ile Mecnun" müziği... Kendi absürdlüğümden mi ülkemin absürlüğünden mi kafamda çınlıyor. Onu da bilemiyorum.
Bir başkasının rüyasını sahiplenmedim ben hiç. Hep sorunum kendi rüyalarımı sahiplenmek ve o rüyaları sık sık değiştirme konusunda oldu. Ama nedense işte o kısacık isim tamlaması gözlerimi bir noktaya diktirdi uzun uzun.
*
Ben rüyalar üzerine düşüneyim sevgili başbakanımız da "kendi rüyasının" peşinde kadınlara saldırmakla meşgul. Kürtaja laf etmek ona mı kaldı diye soruyor insan. Gerçi alışmış olmak gerekirdi onun "kişisel özgürlüklere yaptığı hunharca müdahalelere" ya yine de çıldırıyor insan bazen. Sayın başbakan kim oluyor da oluşmasına hiç bir şekilde katkıda bulunmadığı bir embriyonun geleceğine, hiç bir koşulu düşünmeksizin karar verebiliyor? Tabi daha da vahim kısmı "sezaryen" konusundaki açıklamaları. Gerçekten anlam veremiyorum. Hükümetimizin geldiği nokta ve başta İdris Naim Şahin adı altında gerçekleşen "kendinden geçme" hali acaba bütün üyeler topluca Amsterdam'a kaçıp "magic mushroom" mu yediler dedirtiyor!
Tabi ben bunları söyleyince, twitterda falan yazınca başta babam olmak üzere insanların "aman kızım yapma" nidaları var. Düşüncemde susmadığımıysa yazımda susmaya hiç niyetim yok da bunu anlatamıyorum. Belki de ben uygun, süslü, pudralı cümleleri bulamıyorum.
*
Türkiye'ye dönmeye de alışmak bir hayli zaman alıyor bu aralar. Ben gideli beri memleket de iyice değişmiş. Mesela bana çay getiren bir çaycıdan, ona çaycı dediğim için azar yiyebiliyorum. "Abla ne yaptın be rencide ettin beni çaycı" lafına da yanıt veremiyorum. Nedense kuaförlerin hepsi bir "güzellik salonu" olma derdinde. Yahu yine yaptığınız yarım bacak sir ağda yani "titr" neden bu kadar önemli? Bakkaldan bozma hadi market dese kabul edebileceğim bir alışveriş mekanı ise artık "market" kısmını da geçmiş tam olarak Avrupai olduğunu belli edercesine kendine "Kardeşler Shopping" adını vermiş. Gerçekten hangi kafadayız biz?
*
Bir de iki gündür nedense beynimde süreli bir "Leyla ile Mecnun" müziği... Kendi absürdlüğümden mi ülkemin absürlüğünden mi kafamda çınlıyor. Onu da bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder