Sezen Aksu’nun Ferzan Özpetek’in son filmi “Magnifica Prezensa” için yaptığı, Yıldırım Türker’in o güzelim sözleriyle donattığı şarkı bir Pazar günü nasıl da yakalayıverdi beni. Şimdi defalarca o şarkıyı dinleyerek düşünüyorum. Bazen gözlerim dolacak gibi oluyor hatta, çaydan bir yudum alıyorum.
Bir şarkıda gözlerinizin dolması için illa mutsuz olmanız gerekmez ki… Gerekir mi ya da?
“Her şeyden korkarım küçük bir çocukken/ Şarkı söylemeyi karanlık öğretti bana”
En çok da bu cümle işte vurdu beni. O kadar özlüyorum ki bazen çocuk olduğum günleri. Bazı günler, ekseri kendimle bir başıma kalmak istediğim Pazar günleri…
O kadar uzun zaman olmuş aileden uzakta yaşayalı. Oysa Pazar günlerimiz ne güzeldi bizim. Sabah kahvaltıları, dışarıda bir yerlere gitme, illaki banyo sonrası Bizimkiler izleme. Bursa’yı severdim o zamanlar çünkü tüm sevdiklerim Bursa’daydı. O minicik dünyada elmanın ortasını delerek içine bir de muz yerleştiren annem; sevgi, mutluluk ama her şeyden önce “her şeyin iyi olacağının” teminatıydı benim için.
Sonra işte yıllar geçti, yollar geçti, onca ülke onca şehir, elbette İstanbul ve derken şimdi Afrika. Ve ben hala her Pazar günü annemi ve onun o elmanın arasına yerleştirdiği muzu çok özlüyorum.
Doğrular yapıyorum, hatalar yapıyorum, iyi ki yapmışım da diyorum bazı anlar derin bir pişmanlık da sarıp sarmalıyor beni.
![]() |
| Annem ve ben |
Haber yapıyorum, haber yazıyorum, kitap okuyorum, yazı yazıyorum, zaman geçiriyorum, arkadaşlarımla loş ışıkta güzel yemekler yiyorum, bazen başım şişse de cumartesi gecesi dışarıda olmak için bir festivale gidiyorum, sevdiklerim oluyor sevgililerim oluyor, sevmediklerim oluyor, yanında zamanın nasıl geçtiğini anlamadıklarım ve bir dakika bile tahammül edemediklerim…
Lisedeydim. Annemle birlikte yemek yapıyorduk. Bizim ailede yemek bir gelenektir. Her anne illa ki kızına bir şeyler öğretir. Annemle meşhurdu ben lisedeyken yemek yapmalarımız. Günü anlatırdık birbirimize. Küçük mutfak masasına çay içerdik derken. Geçenler de yine içtik çayı, Bursa’da soğuk bir kış gününün gecesinde. Şimdi o geceyi de çok özlüyorum. Ve şarkı devam ediyor:
“Yalnızlıktan öğrendim binlerce masalı/ ve hüzünden öğrendim sevmeyi”
Annemi aramak istiyorum şimdi. “Anne hayallerinin peşinde giderken sürekli sevdiklerini geride bırakmak zorunda kalacağımı da bana söylemiş miydin” diye sormak istiyorum. Ya da anlatmasını istiyorum bana “her zaman yola devam etmenin iyi bir şey olup olmadığını”
Elbet birazdan daha iyi olacağım. Birileriyle kahve içerim, biriyle konuşurum, bir film izlerim. İçinde “bir” olan “bir sürü şey” yaparım. Ama şimdi annemi istiyorum yanımda. Bu Pazar günü, Sezen Aksu’nun son şarkısını dinlerken, Afrika’da bir öğle vaktinde…
“Hayat iştahla dişlediğim elma/ Kaçmam yaşarım inadına”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder