Sayfalar

21 Nisan 2012 Cumartesi

Tanzanya'da bir Gözde (2) : "Bir hayal uğrunadır çektiğim dünya ağrısı"


Tanzanya dönüşü herkese şunu söyledim: Doğası bu kadar güzel bir yerin ardından Etiyopya iyice çekilmeyecek. Gerçekten bazen, bazen değil periyodik olarak Etiyopya’nın yaşamaya değer olup olmadığını soruyorum kendime. Birhan Keskin’in o muhteşem dizesi geliyor aklıma: “Bir hayal uğrunadır çektiğim dünya ağrısı”


Tanzanya’da en çok yapmak istediğim şeylerden ikisini yaptığımı söylemiştim. Ancak bunlardan önce Zanzibar’da akşam üstü feribotunu kaçırarak, gece feribotuna binme maceram yer alıyor elbette. “Gece Feribotu” dediğime bakmayın artık mültecilerin o okyanusları aşarken yaşadıklarını çok daha iyi biliyorum.

Şöyle düşünün 2 saatlik yolu güvenlik kaygıları yüzünden 9 saatte giden bir deniz aracıydı bindiğim. 200 kapasitesine 500 kişinin bindiği türden. İşte o nedenle zaten 9’da kalkacak feribota 7’de bindik ki yer bulalım. İki saat beklemenin ardından yolculuk başladı. Bir anda 30 yıl öncesi… Dondurma ve çekirdek ve hatta etli yiyecek yiyen Afrikalıların tahta oturma yerlerinde sıkış tepiş oturmasının ardından yerlere olduğu gibi uzanmasıyla birlikte ömrümde ilk kez “acaba bende astım mı var nefes alamıyorum” diye düşünmeye başladım.  Neyse gece güvertede şalımın üzerinde oturarak geçti. Zordu ama Hint okyanusunun ortasında gökyüzündeki milyonlarca  yıldızı izlemek de paha biçilemezdi. Zaten Afrika böyle bir yer, aynı anda size cennet ve cehennemi yaşatıyor. Belki de en çok o yüzden yaşanması gereken bir deneyim…

Sabah günün ağarmasıyla birlikte Dar Es Selam’a yanaştık ve ardından yola koyulduk ve Gözde’nin safari macerası başladı.

 


Safari’yi anlatabilir miyim bilmiyorum. Onca hayal ettiğimden de güzeldi her şey. Olay aslanları, filleri ya da zürafaları görmek değildi, elbet onlar da güzeldi ama en güzel olan savanların ortasında vahşi hayvanların kendi dengelerini gördükçe yaşadığını hissetmekti…
Baobop Ağacı

Tabi bir de baobop ağacına sarılmak. Küçük Prensi anımsamak. Bir fili yutan boa yılanlarıyla birlikte…

Bu arada belirtmekte yarar var, Tanzanya’nın vahşi doğası kadar biraları da meşhur. Bira isimleri de ise yine doğa ile özdeşlemiş. Ben en çok Kilimanjaro birasını sevdim. Bir savanda, yanımda bolca Kilimanjaro birası Hemingway’den “Afrika’nın Yeşil Tepeleri”ni okurken, belki de ilk kez Hemingway’in anlattıklarını anladım ve Afrika’ya olan sevgisini…

Daha yazacak çok şey var, yaşanacak da. Tıpkı Afrika’mda gidecek çok yol olduğu gibi, ben bir çoğunu gidemeyecek olsam da…






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder