Yapılacak ve
yazılacak şeylerle dolu günler… Yine bir sokak kahvesinde yazıyorum kendime
ayırdığım kendimce zamanlarda. Hani der ya Cemal Süreya: “Kahveler kahveler! /
Sizde oturdum sizde kurdum düşlerimi” Çay en güzelinden şimdi üstelik, 8 – 17
çalışan olmaya uyamayan ruhum ve bedenim kendi çalışma temposunda bir şarkı
mırıldanıyor şimdi, kahvede çalanla birlikte: “It now or never, tomorrow maybe
today…”
Karşıtları
barındıran durumları da cümleleri de seviyorum. Ondandır belki şu “huzursuz
ruh” tamlamasını da kabullenivermem, kim bilir.
*
Haziranla
birlikte o özlediğimiz ama gelince sürekli söylendiğimiz yaz da başladı işte.
Rüzgar hayalleri ile birlikte. Allahtan benim yatağın yanındaki pencereden
rüzgar geceleri püfür püfür esiyor da bir hamağa uzanamasam bile deniz kıyısı
hissiyatımı ayakta tutabiliyorum.
Bir anda
bitiveren Afrika macerasının ardından ara sıra özlüyorum kara kıtamı, öte
yandan insan bıraktığı hayata da çabucak alışıveriyor, onu da belki de bininci
kez deneyimliyorum. Yine de Gözde’nin o “huzursuz ruhu” bu! Sürekli gidilecek
yeni yerler arıyor. Anlayacağınız her an yine başka bir yerden de çıkabilirim
karşınıza.
Ama yine de
gitmekten öte başka durumlar var bu aralar içselleştirmeye çalıştığım. ( Ne
desem bilemeyip içselleştirme diyiverdiği). Ait hissetmek…
Bu aidiyet
yılların ve yolların ardından düşündürmeye devam ediyor beni. Mesela soruyorum,
insan ne zaman karar verir yola iki kişi devam etmeye?
Sanırım bunun
belirli bir formülü yok, ya da bana o formüller hiçbir zaman işlemedi. Benim
işte karşınızda, en özgürüm dediği an bağlanıveren de bendim her zaman, en aşık
olma safhasında kaçıveren de, en yapamaz denildiğinde alışmış görünen, her şey
çok güzel görünürken çekip gidiveren.
Bazen yazarken
korkutsa bile bu cümleler, ben böyleyim demekten de alamıyor ki kendini şu
kemiksiz dilim. Neylersin, ben böyleyim…
*
Bir de ara ara kendi baktığım blogları paylaşama karar verdim. Geçenler de Twitter sayesinde karşılaştım bu blogla ( www.alacaticadisi.com) Kentten kasabaya bir göç hikayesi...Okurken pek keyiflendim de paylaşayım istedim. Deniz ve Damla'nın maceraları okumaya değer bence...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder