Çok gezen mi
bilir çok okuyan mı? Bazı dost sohbetlerinde bu konu açılır nedense. Aslında
bunun cevabını belki de en iyi St. Augustine diyor: “Dünya bir kitaptır,
gezemeyenler sadece bir sayfasını okur.”
Kendimi bildim
bileli yollara sevdalandım, onca bireysel gezi derken yine bir nevi yolları
beraberinde getiren gazetecilik mesleği derken şimdi yeni bir heyecan var
hayatımda: KARİBU.
KARİBU bizim yeni
seyahat acentamız. Hayallerimiz ve bilgilerimizi harmanladığımız bir oluşum.
Bize yolları getiriyor ama asla yorgunluk getirmiyor.
Yağmurun
dinmediği bir Haziran başı… Tıpkı yıllar önce ilk çıkardığımız fanzinin
uyumadan önce aklıma düşmesi ve ardından “Günce”nin doğması gibi KARİBU’nun
fikri tam olarak kafama bir gece vakti oturdu. Gerçi Afrika’da yer etmeye
başlamıştı bu düşünce. Kendimi tanıdıkça ve yerleşik olamayacağımın farkına
vardıkça, hatta zaman zaman “yollar
benim kaderim” gibi ağdalı cümleler kurdukça KARİBU’nun fikri de daha bir
oturdu. İşte o Haziran başı, Pazar günü bir öğleden sonra demini beğenmediğimiz
koca bir semaver eşliğinde Ensar’a söyledim: “Gel beraber bu işi yapalım.”
Sen inanıyorsan,
ben de bu işe varım dedi bana. Sonra hazırlık, Pazar araştırması, SWOT analizi
derken günler geçti. Arada gerildik, Ağustos sıcağında şirket kurulum işlemleri
için noter ve benzeri bölgelerde adeta ömür tükettik ama hep heyecanlıydık.
Umulmadık destekler gördük, ben “bayan panik atak” hallerimde ortalığı yakıp
yıkmaya kalkışıp derken hızla sakinleştim vesaire vesaire vesaire…
Derken artık
bizden ayrı bir bünye olarak KARİBU turlarına başlıyor. Giderek artan
heyecanlar, acaba ne olacak korkuları ve yol tutkumuzla…
“Gezerek Yaşıyoruz” diye yola çıktık, hem dünyanın yollarına hem kendi yolumuza… Vira Dünya…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder