Özlemek güzeldir. Ama neyi özlediğini tam olarak bilemeyince huzursuz ve sancılı bir duruma dönüşüyor. Fonda bir müzik, üç farklı mekanı birden aşeriyor ruhum… Seyyan Hanım söylüyor. İstersen inanma, istersen kız, hayat karmakarışık…
Gazeteci olma fikrinin ruhuma işlediği geceyi hatırlıyorum. Virgina Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabındaki gibi uzun yurt yıllarının ardından ilk öğrenci evimin kendine ait odasında okuduğum bir kitap…
O ateş hala içimde. Kitap Ortadoğu’yu anlatıyordu, ruhum hala Ortadoğu’yu çağırıyor. Bıkmadığım ender şeylerden biri… Dün Ortadoğulu bir gazeteci Ayman Mohyeldin ile konuşurken bu durumu anlattım. İlginç dedim, ailemin tek bir üyesi bile Ankara’dan ötede oturmuyor, bir yanım Selanik bir yanım Romanya ama Ortadoğu'dan kaçamıyorum dedim. Belki kaderindir Ortadoğu dedi. Benim kaderimdi, kaçamadım oradayım dedi. Düşündükçe gülümsüyorum. Bu düşünce hoşuma gitti.
Şu an İstanbul’da olmak ne kadar hoşuma gitmiyorsa, bir gün orada olacağımı düşünmek o denli mutlu kılıyor beni. Ki İstanbul, benim şehrim… Yine de gitmeli bir yanım. Yine de gidemiyor bir yanım.
Ama gideceğim. Bir gün, mutlaka. Sonra burada yazdıklarıma bakıp işte bu hayal de gerçek oluverdi diyeceğim. Ben kaderi insanın kendisinin belirlediğine inanlardanım.
İşte öyle…Hüzünkâr takılalım bu akşam da olsun varsın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder