Ölümler ve ölüm şekilleri üzerine konuştuk bir arkadaşımla bugün. Öldükten sonra iyi ölmüş olmak ya da olmamak ölenin pek de umurunda değil aslında. Afili bir ölüm, ölmeden önce hala egolarını geride bırakamayanların gereksiz bir tutkusu belki de… Belki de değil. İnadına son bir çalım atmak hayata… Belki de yaşarken atamadığınca.
İsadora Duncan’ın ölümünü anımsadım bugün yine. Ömrü boyunca boynuna doladığı şalın rüzgarda salınmasıyla boynu kırılan o müthiş dansçıyı… Klasik müzik kalıplarını bir kenarda bırakarak çıplak ayaklarla rüzgarı hissederek dans eden o kadını. O kadın ve o çok sevdiğim, yıllardır dilimden düşürmediğim sözü: You were once wild here don’t let them tame you!
![]() |
| Isadora Duncan |
Ölüm düşününce aklına yaşam gelenlerdenim ben. Ve eğer bu geceki gibi günlerin uykusuzluğu üstüme üstüme geliyorsa, uykuyu ikisi arası araf hali hissededip uykuya kaçmak isteyenlerden.
Tam da bu yüzden uyumak gerek. Tam da bu yüzden belki üstteki o söze binaen uyumuyorum. Uyuyamıyorum. Müzik, şarap ve geçiyor dakikalar.
Tatile az kaldı ya daha çok hissetmek istiyorum denizin kokusunu. Klimanın altında durmaksa sadece saçlarımı alnıma atıyor. Oysa deniz, gece ve bir sallanan koltuk ( ama beyaz demirden olacak) güzel olurdu şimdi.
![]() |
| Bin Pınarlı İda |
En güzel de İda olurdu gecenin bu vaktinde. Ki anlayamıyorum bu aralar bu hafta yine nedensizce İda’yı özlemeyi. Gitme vakti gelmiş de geçiyor. Behramkale’nin çayları özlemiştir beni, tapınağa giden yolun taşları, Ayvacık terminalinin güzel salçalı köftesi…
Anılar özlemiştir beni, yazılar ve Ege’ye karşı yaşanmışlıklarını bırakan filozoflar. Evet, İda’ya gitmek. Bir ara. Hatta en kısa zamanda. Derken günü Isadora Duncan'ın da büyük aşkı, sonunda ölümü seçen Rus şair Sergei Yesenin'in adını Ayrılık koyduğu şiiriyle bitirmeli...
Hoşçakal, dostum, hoşçakal, mutluluklar.
Sevgili dostum, yüreğimde yaşayacak anın
Sonunda ayrılık yazgısı da olsa insanın
Hoşçakal dediğimiz gibi buluşmak da var.
Hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, suskunlukla
Sakın üzülme, nedir bu gözlerindeki hüzün?
Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamak da.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder