Bazı kitapların başlıkları sizi cezbeder. İşte Şilili yazar Luis Sepulveda ile tanışmam da “Martıya Uçmayı Öğreten Kedi” kitabıyla olmuştu. Daha sonra Chico Mendes’e adadığı “Aşk Romanları Okuyan İhtiyar”ı okudum. Derken Sepulveda okumayı ilgimi çeken başka kitaplar arasında unuttum gittim. Bir yolculuk öncesi gözüme “Patagonya Ekspresi” çarptı kitaplığımın bir köşesinde. Arka kapağında yazarın en büyük tutkusunun yolculuk yapmak, dünyayı dolaşmak, insanları tanımak ve onların öykülerini dinlemek olduğu yazıyordu. Patagonya’nın aksi istikametinde bir ülkeye giderken yanımda götürdüm kitabı. Sıcak gece uyku tutmazken okumaya başladım yol öykülerini, öykülerdeki insanları, insanların satır aralarındaki Sepulveda’yı. Kitabı sevdim ama bir türlü bitiremedim. Her kitabın bitmesinin bir zamanı var sanırım.
O sıcak, tozlu Patagonya’ya hayatın içinden yaralanarak giderken, ben öykülerdeki absürdliği sevdim en çok ve bütün garipsemelere rağmen yazındaki insanların varlığının gerçekliğine inanmayı… (Marquez tutkumun ve Şili merakımın bir yansıması belki de…)
Derken biraz önce bitti kitap. “Hanım dedi, bir şarap getir, Amerika’dan akrabamız geldi.” Cümlesiyle.
Benimse aklımda en çok yazdığı bir Şili şarkısı kaldı. “Yolun iki ucu var, her iki uçta da beni bekler birisi.” Her iki uçtada kendini arayan ve aslında beklenmeyen, beklenmedik anlarda beklentileri gerçekleşiveren bir yazarın maceraları iyi geldi. Her an düşmesi olası uçağına ve uçağından daha çok Amazon’un üzerinde uçmaya çalışan Kaptan Palacios’u sevdim en çok. Bir de “en güzel yalan” yarışmasının anlatıldığı bölümü…
![]() |
| Dünyanın Sonu, Ushuaia |
Sonra Patagonya’yı araştırdım biraz. Fin el Mundo, Patagonya’nın en güney ucuyla karşılaştım. İspanyolca dünyanın sonu demekmiş. Sonra “Ushuaia” diye bir şehrin olduğunu öğrendim, tam da burada. Ateş toprakları diye de anılan bu yerin limanında ise “Dünyanın Sonu Her şeyin Başlangıcı” yazdığını okudum şaşırarak.
Gülümsedim. Bir çay koydum kendime. Kitapların zamanı var diye düşündüm. Eğer bir kitabın okunması gerekiyorsa, okutuyor kendini elbet. Ama bazı kitaplar inadına zamanında okutuyor. İçindeki hiçbir cümle yer etmese bile ruhta yer etmek için belki de…
Ve bir gün Ushuaia’ya gideceğim. Bir gün… O gün limanda oturup Sepulveda’yı düşünüp gülümseyeceğim derken bu yazıyı yazdığım gün gelecek belki aklıma ve İstanbul’u özleyeceğim. Gittiğim her yerde çok özlediğim gibi…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder