Sayfalar

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Garip rüyalar ve mide ağrıları…

Yürürken aklımın ikiye hatta üçe bölündüğünü hissediyorum ve inadına yürümek istiyorum. İstanbul’da rüzgar var, İstanbul rüzgarla çok çekici…

Rüyalarım korkutuyor beni. Bilinçaltım rengarenk anlaşılan. Benim yazamadığımca yaratıcı öyküler türetiyor durmaksızın. Sonra uyanıyorum. Midemde bir ağrıyla…Biliyorum da ağrının nedenini, inadına ötelemek istiyorum itiraf sürecini…

Ağrının nedenini bilmek istemiyorum. Midemin ne zamanlar ağrıdığını, vücudumun ne zaman beynime bir şeyler anlatmaya çalıştığını bolca deneyimledim çünkü.

Ben mantığı seçmek istedikçe, mantıksız bir organ oluveriyor midem. Benim gibi garip sanırım. Üstelik herkes öylesi garipken…

Üstelik eğlenceli bir şeyler yazmak istiyorum şimdi. Haydi hep birlikte gülelim. Yok olmuyor. O zaman hüzünlenelim bari. Mesele bir deniz kıyısında olalım, Kazım Koyuncu “sevdaluk iyi şeydur” desin, biz hüzün hüzün bakalım İstanbul’a. Yok o da olmuyor. İki arada bir derede gidiyor zaman.

Düşüne düşüne. Yürüye yürüye. Planlara programlara inat. İnadına.

Klimadan hasta oluyorum. Midem daha da ağrıyor ama inadına klimanın altında oturuyorum. Çünkü o hafif rüzgar denize, ama ille de Ege’ye yakın hissetiriyor kendimi. Veda etmek istiyorum o an. Neye veda edeceğimi bilmiyorum ama. 

Aslında...Bilmeme de gerek yok. Midem ağrıyor çünkü. Ve ben artık midemin ne zamanlar böyle ağrıdığını biliyorum. Biliyorum da kendime bile söyleyemiyorum.

Sonra uyuyorum. Garip rüyalar görüyorum. Zor uyanıyorum. Gün oluyor. Gün geçiyor. Sonra gece işte… Uyku garip rüyalar falan. Filan. Falan. Filan. Falan. Filan….

Üstelik her şey yolunda bu aralar. Çok şey keyifli. de... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder