Bugün bayram. Benim dedem aklımda. Fehmi Usta.
Bayram’da çalışınca bir başına kalıyormuş insan İstanbul’da. Oysa benim bayramlarım dedem demekti. Eskişehir’e giderdik, arife günlerinde çiğbörek pişerdi biz Zeynep Ablamla bayram sabahları erken kalkar toz alırdık. En büyüğüydü dedem ailenin. Birçok kardeş. Birçok torun. Birçok tanıdık. Ev dolar taşardı bardaklar dolar boşalırdı. O yüzdendir Eskişehir’deki o güzelim evde en çok çay bardakları bulunurdu.
Gülerdik. Dayım benimle dalga geçerdi. Kuzenle dergileri karıştırır pis yedili oynardık. Emir gelir oyunu bozardı. Su bardağında kolaların asidi kaçardı pis yedilinin heyecanıyla. Dedem gelirdi sonra bir şeyler söyler, koltuğuna otururdu. Ahşap sehpanın üzerinde bir Sakarya gazetesi dururdu.
O hep okuduğu Sakarya gazetesinde çıktı ölüm ilanı sonra. Onu son kez göremeden ve beni çok görmek isterken gittiğinde. O zamandır bayramlar hep eksik. O zamandır bayramlarda Eskişehir’e düşmüyor yolum. Dedem yok çünkü.
Bugün bayram ve ben dedemi çok özlüyorum. O kadar yanımda olmasını istiyorum ki. Dede aklım karışık demek istiyorum. Dede bazen hayat canımı çok acıtıyor demek istiyorum. Ona bir şeyler anlatmak istiyorum. Sonra bana dönüp yazmayı hiç bırakma Gözde, gün gelecek bizim ailenin öyküsünü sen yazacaksın bu sana vasiyetim demesini istiyorum.
İki söz verdirdi dedem bana. İkisini de hala yapamadım. Ailemizin öyküsünü yazmamı istedi. Saman yığınları üzerinde gramofon çalarak annesini tavlayan Sefer Dede’yi yazmamı istedi, Kırım’dan Romanya’ya oradan Eskişehir’e nasıl savrulduğumuzu anlatmamı istedi. Bense en çok anneannemle birbirlerini ne çok sevdiklerini yazmak istiyorum. Üç yaşımda kaybetsem de anneannemi o kadar iyi hatırlıyorum ki birbirilerine nasıl baktıklarını. Belki de hayal ediyorum. Kim bilir… Çünkü dedem hep çok sevdi anneannemi o gittikten sonra bile. Kendi de gidene dek. Öyle güzel anlattı ki onu bana. Anneannen çok güçlü kadındı diye başlayan cümlelerle… İkinci verdiğim söz ise Kırım’a gitmek. Topraklarımıza, köklerimize gideceksin dedi bana. Kırım’ın ağaçları arasında yürü ve sonra Karadeniz’e bak uzun uzun dedi. Söz dedim ona. Lisedeydim. Lise ikide. Ona biz nereliyiz tam olarak diye sormuştum. Ona iki söz verdim. Hala ikisini de tutamadım. .Ama tutacağım. Onu özleyerek gideceğim bir gün Kırım’a. Onu özleyerek yazacağım bir gün kimse okumasa bile ailemizin öyküsünü, gidişlerini gelişlerini, kırgınlıkların, aşklarını ve vazgeçişlerini. Çok öykü var çünkü bizim ailede, toprak bırakan yol giden ailelerin çok öyküsü oluyor nedense…
Bugün bayram. Bayramın birinci gününün İstanbul’da bir başına gecesi... Tüm şehir boşaldı sanki. Ben çalışıyorum. Ve çok özlüyorum. Dedemi çok özlüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder