Birkaç gün tatilin hemen öncesinde yazılıyor bu satırlar. İda’ya gitmenin hemen öncesinde. Kulaklarımda Ege’nin ezgileri çınlıyor şimdiden. Gözümü kaldırdığımda ışıklar değil Ege var sanki..
Sevdiğim topraklara doğru yola çıkacağım gece yarısı. Gecenin bir yarısı bırakmayı seviyorum İstanbul’u. Biraz okuyarak, biraz uyuyarak geçecek zaman sonra gözlerimi bir açacağım sabah güneş yeni aydınlanmışken orada olacağım. Hafif bir rüzgar esecek.
Birkaç gün masal olacak her yer. Ben üzerimde upuzun bir elbise, saçlarım açık. Makyajsız, rolsüz tamamen kendim olacağım İda’da... Hep olduğum gibi.
Bu sefer yapmam gereken her şeyi bir yana bırakarak gidiyorum, aramam gerekenleri aramadan, hesap vermeden, hesap sorulmadan. Bir İda’lının yanına da gitmiyorum bu sefer. Bu kez İda’lının yanına da gitmiyorum. Haberi bile yok bir kaç günlüğüne de olsa şu ahir dünyada yine aynı havayı soluyacağımızdan.
Artık yaşadığım her şey hayal gibi geldiği ve gerçekliğin bir türlü ayırdına varamadığım için, bir türlü büyüyemediğim ve hala hayattan büyülenmeyi başardığım için gidiyorum. Hala birilerine kırılabiliyor olmanın güzel bir şey olduğunu düşündüğüm için ve bazen yanlış insanlara karşı olsa da değer vermekten vazgeçemediğim için gidiyorum.
Ben kimim diye düşünmeye değil de...En sevdiğim yerde ben olmaya gidiyorum bu sefer. Belki de her seferki gibi...
Bazen bir ateşe dönüşüyor içim çünkü. Gitmeden durulmuyor. En azından gideceğimi söylemeden. Annem neden sürekli kaçmak istiyorsun diye soruyor. Ben monotonlaşan her şey neden beni böylesi bunaltıyor merak ediyorum. Gidince özlemesem hadi yine iyi...
Hep bir şeyleri bir yerleri özlüyorum. Ama en çok İda’yı özlüyorum. Uzak olduğum zamanlarda. O kadar özlüyorum ki, özlem dayanılmaz olana kadar yerleşmiyorum ait olduğum belki de tek toprak parçasına. Öyle özlüyorum ki İda’yı sevenlerden bile kaçınıyorum bazen, aman ha bağlanırda kalırım diye. Öyle özlüyorum ki altı ayda bir gitmezsem nefes alamıyorum. Bir Beyrut bir İda... Vazgeçemiyorum ikisinden de...
Tabi bir de İstanbul var. Bir türlü terk edemediğim. Üç şehir. Üç hayat. Üç Gözde. Bir yanım Ortadoğu, bir yanım Ege bir yanım Araf...
Saat ne de yavaş ilerliyor. Gönül bir an önce gitme zamanı gelsin istiyor. Tik tak tik tak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder