Sayfalar

6 Eylül 2011 Salı

Mia Signomi Den Ftani (Özür Yeterli Değil)





Yaz bitti, mevsim sonbahar…

Böyle başlıyor Sezen Aksu’nun Allah’ın varsa şarkısı.

Yaz bitiyor günden güne. Giderek daha uzun kollu şeyler giyiyoruz, akşamüstü bir şeyler alıyoruz üzerimize. İstanbul’a en güzel mevsimi geliyor ya insan yine de bir an hüzünleniyor yaz bitti diye.

Bir de ben o şarkıyı çok severim tabi. Belki de odur beni hüzünlendiren beni.

Ya da bugündür. 6 Eylül’ü 7 Eylül’e bağlayan gece. Tanık olmadığım bir tarihin taşıdığım utancının izleri.

Her 6 – 7 Eylül’de Mia Signomi Den Ftani sözü gelir aklıma. Rumca özür yeterli değil demekmiş. Biz hala doğru dürüst bir özür bile dileyemiyoruz ki zaten…

Signomi diye bir şarkısı vardır Ezginin Günlüğü’nün de…Tüm o yitip giden insanlardan birini anlatır. Şöyle der şarkı bir yerinde: Düşünüze hiç girmez mi İstanbul?

*

Geçen yıl Karaköy Rum İlköğretim Okulu mezunları buluştu. Biz de haber için oradaydık. Öğrencisizlikten kapalı okulun koridorlarında yürüdüm uzun uzun. Duvarlarda tarihi hayal ettim belki de… Sonra Karaköy’e karşı şarap içerken bir kadın geldi yanıma. Yunanistan’dan gelmiş okulunun buluşması için. Her yıl gelirim İstanbul’a dedi. “Oralara gitmek zorunda kaldık ya kalbim İstanbul’da” dedi. Hala 30 yıldır yaşadığı yerden oralar diye bahsediyordu. Bir gün İstanbul’a döneceğim, bu şehirde ölmek istiyorum diye devam etti konuşmasına. Neden diye sordum. Çünkü ben ilk kez bu kentte aşık oldum dedi. Derken çok güzel ve bir o kadar da hüzünlü bir aşk öyküsü anlattı bana. Kavuşmanın ve kavuşamamanın, beklemenin ve sabırsızlığın iç içe geçtiği bir öykü. Bunu yazabilir miyim dedim, bana saklı kalmasını istedi. Sustum. Sustuk beraber.

İnsanın ilk kez aşık olduğu kentten iradesi dışında gitmek zorunda kalması. Bu ne acı bir şeydir? Umarım bir daha kimsenin başına gelmez ve ne yazık ki her gün yeni trajedilerle besleniyor dünyamız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder