Gitmeden önce yaşananlar garip. Ne gideceğin yerdeki ne de şu anda olduğun yerdeki hayata ait olabiliyorsun. Dâhil bile olamıyorsun. Saçmalıyorsun sürekli. İnadına daha bir yoğun yaşanıyor her şey. Sen de duygularını daha yoğun yaşıyorsun. Kendini izliyorsun sanki… Bir filmin içindesin, film sen olmuşsun. Başrolünden figüranlıklarına kadar her şeyi sen yönetiyorsun ve aynı anda da yönetiliyorsun.
Anlar biriktiriyorsun. Anılar. Mesela İstanbul’la aşk tazeliyorsun. Bırakacaksın ya en yoğun haliyle yaşamak istiyorsun. Bu bırakmak farklı çünkü… Dönüş tarihin net değil, bir ülkeden bambaşka bir ülkeye de gidebilirsin. Özgürsün yani…
Özgür olmak. Yollarda olmak hep hayalin ya o gerçek oluyor. Hayaline dönüşürken hayalini sorgularken buluyorsun kendini. O yüzden bazen öyle bir ağır geliyor ki kendin sana insanlara sarıyorsun. Sonra en yanında olmak istediğin insanı bir anda görmek istemiyorsun. O kadar karışık ki her şey kelimelere sığınıyorsun.
*
Sonra hayat akıp gidiyor. Hatalar yapıyorsun, saçmalıyorsun çokça. Kendi veda ederken tüm veda edenlerin neden giderken saçmaladıklarını daha bir anlıyorsun sanki. Derken o sevdiğin evinin sevdiğin masasının üzerinde Sezen Aksu dinliyorsun mesela. Küçüğüm şarkısını illaki… Çünkü elinde yalandan kocaman rengârenk geçici oyuncak zaferler var.
Sonra eline Cemal Süreya’yı alıyorsun. Şiir falı bakmak istiyorsun ya Cemal Süreya bile acımasız bugün sana karşı. Çünkü karşına çıkan şiirin adı “Düşüncesi değil, kendisi”
Ve şarkı devam ediyor. Bir küçük iz bırakmak için didinmem diyor Sezen Aksu.
Bir iz bırakmak. Bu kadar mı önemli? Neden bu kadar önemsiyorsun kendini. Neden başarılı olmak istiyorsun, neden güçlü olmak, neden çekip gitmek, neden birileri gitse bile arkada kalakalsan bile ben iyiyim demek. Bunların hiçbirini bilmiyorsun ve bir gün daha bitmek üzere oluyor. Sen Afrika’ya doğru yola çıkmadan önce bir gün daha geçip gidiyor.
*
Sonra sen ayağa kalkıyorsun. Güzel bir elbise geçiriyorsun üzerine. Makyaj yapıyorsun. Saçlarını topluyorsun falan. İşte aynada fena görünmüyorsun. Biraz sonra arkadaşlarını göreceksin, kahkaha atacaksın, bir duble rakı içeceksin. Sonra gece olacak. Sonra gündüz. Sonra gece sonra gündüz ve günler geçecek…
Sen vazgeçe geçe geçecek günler de. Kelimelerinle yaşamaya devam edeceksin. Çünkü hayatta en iyi yapabildiğin en çok sevdiğin en vazgeçemediğin şey yazmak. Aşkı bile yazarken yaşıyorsun bazen. O kadar yazmak. Yani yazmak senin ben büyük hediyen. Senin en büyük lanetin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder