Bazen bir şeyler yazmaya çalışırken kendinizi bambaşka bir şeyi düşünürken bulduğunuz oldu mu? Biraz önce yine öyle bir an yaşadım işte. Aklıma takılan şey o kadar güzel ve o kadar uzaktı ki kalktım pencerenin yanına gittim. Kaloriferin sıcaklığına sığındım, karşıdaki karanlık evlere baktım. Düşündüm. Öylesine. Sessizce. Ben düşünürken masanın üzerindeki çay soğudu, zaman aktı.
Çünkü Ahmet Kaya’nın şarkısında olduğu gibi “zaman geçmekte, zaman gecikmekte, zaman üşümekte…”
Zamanla ilgili bir problemim var belki de benim. Bir türlü doğru zamanı tutturamıyorum bazı şeylerde. 20 gün önce ya da 5 gün sonra, üç dakika geride beş dakika ileride. Yani bir zaman bir anla buluştuğunda ya erken ya da geç oluyor. Tam zamanı diyemiyorum bir türlü. İşte bu zaman da hayatımdaki hemen hemen her şeyin ya erken ya geç olduğu bir zaman… Bilmediğim onca şeyin tam ortasında midemi oturuyor ya o yüzden. Zaman.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder