Alismak keyifli bir surec… Daimi yasadigin sehirden baska bir yerde yasam kurma sureci ilginc de bir yandan. En azindan benim icin oyle gerceklesti. Ilk gunlerde sanki ertesi gun Istanbul’a donecekmisimcesine en zaruri seyleri alirken bugun en sonunda burada uzun bir sure kalacagimi kabullenerek Mesci’ye `Hadi alisverise gidelim` dedim. Evin yakinlarindaki Bethlehem diye bir markete girdik. Adi market ya aslinda bizim bakkallarda inanin cok daha fazla cesit bulunuyor… Ve kendime bir bardak seti aldim. Gozde icin sembolik bir adim…
Gerekli seylerin cogunu bulsam da sekerin zor bulundugu hele marketlerde bulunmadigi bir ulkede seker arayisi bir komedi filmiymiscesine gerceklesiyor… Son 5 gundur yol ustunde buldugum tum marketlere seker soruyorum ve hep ayni yanit. `aydella` yani hayir! Ve boynumu egip seker arama turlarina devam ediyordum. Gittigim kafelerde seker var ama ben bulamiyorum. Bir iki kisiye sordum ulkede seker sikintisinin oldugunu soylediler ve istersen biz sana bulalim dediler ama inat ya kendi sekerimi kendim bulacagim…
Iste benim seker arama maratonum boyle basladi. Ekseri haber donusu aksamustleri ben bir yuruyuse cikiyorum diyerek civardaki marketlerde seker aramaya devam ettim. Seker bulamadim ama cok guzel bir Italyan dondurmacisi ve muthis krepler yapan bir Fransiz lokantasi kesfettim. Girdigim marketlerde kahve makinalarindan bebek arabalarina kadar satiliyor ama kardesim seker yok…
Derken Dejene ki kamera asistanimiz oluyor kendisi sekerin marketlerde satilmadigini cunku seker ureticileri ile devlet arasinda fiyat anlasmazligi oldugunu ve kucuk marketlerde seker aramami soyledi. Bu sefer budugum her bufede seker aramaya basladim ve biraz once izbe bir aralikta aradigim o sekeri buldum.
Aman iste seker bulmussun zaman demeyin onca arayisin ardindan kendi imkanlarimla seker bulmak o an beni sanki lotodan buyuk ikramiye kazanmiscasina sevindirdi…
*
Ilginc anilar biriktire biriktire bir ulkeye alisiyorum ustelik alistikca da seviyorum Etiyopya’yi… Her gun kisa kollu giyerek gezmek ve ruzgarin seni rahatsiz etmeden tatli tatli esmesi, dunyanin en guzel cocuklarinin yuzunde beliren o gulumseme, sen Aramice konusmaya calisirken yasli bir kadinin yapacaksin anlaminda eline dokunmasi, en sonunda tips yemeyi becerebimen, o hep merak ettigin kendini mesela AIDSle mucadeleye adamis insanlarin islerini nasil da askla yaptiklarini gormek ve elbet zihnine yer eden sana ozel bir suru an…
Ustelik benim icin en degerli iki seyi yapabilmek siritmama neden oluyor surekli…Gazetecilik ve yazmak…
O kadar gormedigimiz ve o kadar cok anlatilacak sey var ki buralarda… Etiyopya’ya cok da on yargimin olmadigini dusunen bir insan olarak gelmistim ve biraz da bunu sinamak istemistim. Iste alisma surecinde insanlari tanidikca bir yeri sevdikce kendine dair dusundugun olmasini istedigin bazi seylerin dogru cikmasi var ya o da bambaska bir keyif.
*
Dun Addis Ababa’nin ilerisindeki Entoto dagina dunyaca unlu ustelik dag kosusu dalinda dunya sampiyonluklari olan bir atletin Ahmet Arslan’in antremanini izlemeye gittik. Ciktigimiz rakim 3200 metreydi. Dusunun Erzunum Palandoken daginda olmak gibi bir sey bu… Ve dunyanin en guzel havasi en guzel yesili ve en guzel ruzgari birlesmisti sanki… Bir agacin tepesine oturdum ve dogayi izledim bir sure… O an yasamayi o kadar sevdim ki ve yollarda olmayi bir kez daha hissettim bu yola cikmasaydim bir yanimin hep eksik kalacagini…
Sehre inerken ise Ensar’in muziklerini karistirirken bir anda en sevdigim sarkilardan biri calmaya basladi. U2’nun o sozlerini cok sevdigim sarkisi… Cami actim insanlar, evler ve yollar akip giderken mirildandim `and I still haven’t found what I’m looking for…`
Hani sarkida der ya en yuksek daglari tirmandim, kirlar boyunca kostum sadece seninle olabilmek icin… ve hala ne aradigimi bulamadim… Once mirildandim ve sonra seslice soylemeye basladim. E biraz da sesimin pek iyi olmamasi nedeniyle pek sesli sarki soylemem bilenler bilir ama artik soylemek istedigimde istedigim tonda soyluyorum sarkilari…Neden bilmiyorum sanki bu kez yollarda olunca kendime dair yapmak istedigim cogu seye cesaret ediyor gibi geliyorum…
`Ben`in sadece benimle ilgili olmasi…Belki de fark ettigim sey bu! Birini sevmek de nefret etmek de istedigini yasamak da hepsi aslinda seninle ilgili ve iste o yuzden yasamak da! Nazim Hikmet geliyor bunlari dusunurken aklima hani `Yasadim diyebilmen icin` diyor ya oyle bir sey…
*
Ote yandan kendimle ve hayatimla keyifliyken haberini yaptigim hayatlar canimi yakiyor ekseri… Medeniyeti sorguluyorum giderek daha cok, uzun uzun `insan` olmanin ne demek oldugu uzerine konusuyoruz. Anlatmak istiyorum o yuzden butun tanik oldugum oykuleri cunku elimden daha iyisi gelmez gibi geliyor… Ama bir seyleri anlatabilecegimi degistirebilecegimi hissediyorum iste o an artik yeterince kalmadigimi dusundugum `umut` somut bir varlik haline geliyor. Sonra ben tam bu satirlari yazarken Ensar elinde Turkiye’den gazetelerle iceri giriyor siritmaya basliyorum. Insan cok uzaklarda olunca anadilini oyle ozluyor ki… En cok ozlediklerinden biri bu. Dusunulmesi ve uzerine yazilmasi gereken seylerden biri de…
*
Mutluyum evet Afrika’yi severken bu unutulan ve somurulen kitaya bildigin asik oluyorum ama elbet bir yanim Istanbul’umu ozlemeye devam ediyor ama sanki Istanbul gitmem gerektigini hissediyor ve benim ona geri donecegimi biliyor. Sanirim dunyada en sevdigim yerle birbirimizi biraz ozlememiz iyi gelecek. Ustelik bu gidis Istanbul’un Ida’dan bile daha onemli oldugunu kesin olarak kanitladi ya…Gozde icin bir devir biter bir devir baslarken sanirim bunu fark ettigim icinde uzaklardan bana gulumsuyor.
Size komik gelebilir bir kentten insanmiscasina bahsetmem ama giderken bana en cok dokunan seydi bir hafta bile uzak kalamadigim sehirden uzak kalmak. Ustelik ben Istanbul’un bir ruhu olanlardan inanlardanim. Olsun varsin boyle dusunmeyi seviyorum, boyle hissetmeyi de… (Ayten Alpman’in Ben Boyleyim sarkisi gibi mi oldu ne?)
*
Diyorum ya yaziyorum ve yazdikca yazasim geliyor. Satirlar birbirini kovaliyor sanki… Kelimeler ardi ardina gelirken bahcemde gunes agaclarin arasindan nasil da suzuluyor. Ben cayimndan bir yudum aliyorum Ben Boyleyim sarkisini aciyorum.. Susuyorum bir sure…
Bir yerde olmak bir yere alismak sevmek geride biraktiklarini ozlemekten sevmekten vazgecmek degil… Aksine neyin senin icin ne anlam ifade ettigini daha iyi anliyorsun. Kisiler birer imgeye donusuyor yavas yavas ve imgede kirginlik kizginlik nese sevinc hepsinin arasindan hangisi baskin gelirse onu hissediyorsun.
Cunku gitmek herseyden cok seninle ilgili bir kavram… Kendini taniyorsun yollarda. Bazen etrafinda insanlar var bazen yapayalnizsin…Yeni dostlar edinirken geride biraktiklarin arasinda vazgecemediklerin kaliyor en cok. Iste o noktada sen gidince uzak etmedigini anliyorsunbiraktiklarinin….Hatta durup boyundan buyuk cumleler ediyorsun. Belki de uzak olan uzak olmasi gerektigi icin uzaktir gibisinden…Anlamsiz ve boyundan buyuk cumleler.
Yine de cumleleri bitirmek gerekiyor. Yaziya bir nokta koymak ve sonunda bulabildigin sekeri attigin cayinin tadini cikarmak… Hatta bir de guzel bir Incesaz sarkisi dinlemek ve Afrika’da bir gunu daha yasarken Istanbul hic bilmese de bahcene bakarken ona bir selam yollamak…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder