Bazi gunler bazi sairler takiliyor aklima. Acip siirlerini okuyorum uzun uzun…Gun boyu buldugum kisitli zamanin sairi oldu Nevzat Celik… Kanat Cirpa siirini okudum bir kez daha. 1985 yilinda yazmis sair. Demek ki demir parmakliklar ardinda…
Gel seninle sevgilim Guney Afrika’ya gidelim/ Cape Town’a Johannesburg’a gizlice girelim/ Icelim zencilerin gunesinden kapkara kesilelim butun mazlum halklar adina/ Ozgurluk adina calalim isyan atesini calalim kucak kucak/ Vahsi bir kus gibi ucalim ulkemize kanat cirpa kanat cirpa kanat…
Sair ulkesinde nasil ulkesini hayal etmisse burada bircok insan bir an once ulkelerinden kacip daha iyi bir hayat hayali kuruyor… Hic gormedigi uzaklardan bahseden insanlar taniyorum. Hic gormedigi uzaklardan bahseden insanlari animsiyorum biraz da boyle zamanlarda…
Bir yerde okudum onume gelene soyluyorum oysa ben bir rivateti bu gunlerde. Derlermis ki Afrika’ya gelen herkes kendini evinde hissedermis. Ne kadar baska yerlerde `evim` dedigim bir yer de olsa Afrika’da da kendimi evimde hissediyorum bir bakima… Benden yasadiklarimdan gecmisimde olanlardan olaganca farkli bu kitada bir baska aidiyetimi kesfediyorum yani…
Ben bunlari yazarken Simon and Garfunkel’den `El Condor Pasa` caliyor yavas yavas… O ferahlatan tinisiyla, gorulmeyen Peru’yu animsatan haliyle ve elbet tam yerinde soylenen o `if I could` sozuyle…
Isterdim cok isterdim bana baska ulkelerin hayallerini anlatan o guzelim Afrikalilarin gitmekten bahsetmek yerine bir aksam vakti Mercedes Sosa’nin o guzelim soyledigi `Gracias a la Vida`yi mirildanmalarini…
*
Ulkemi birakip baska bir ulkede kendimi daha iyi tanirken bahceme karsi o pek de guzel olmayan sesimle mirildaniyorum ben simdi… `Gracias a la Vida` Hislerime tercuman olan bir sarkidir bu ozellikle kendimi dingin hissettigim zamanlarda…
Hayata tesekkur eder sarki ona sesi ve kelimleri verdigi icin, annesini kardesini ve yanan isigi ve asik oldugu ruhun rotasini verdigi icin…
Acilara bile tesekkur etmek. Yasarken bunu bilmek olgunluk. Ben daha o olgunluga erisemedim. Belki bir gun… Bilmiyorum. Ama bittikten sonra bile bazi seyleri guzel animsayip gecip gitti ve guzeldi diyebiliyorum. Bu da guzel bir sey benim icin… Sarki da bunu biliyor sanki. Bu gece tam yuregime dokunuyor. Benim Afrika’da bir ayim neredeyse dolarken…
Hayat sana tesekkur ederim, kahkahalarim ve gozyaslarim icin ve yikintilardan kendimi yeniden yaratabildigim icin… ve bu sarki icin.
Ben de dinlenen onca sefer sonrasi tesekkur ediyorum bahceme karsi sarkiya…
*
Hep baska seyler yazmak icin oturup bambaska sularda gezerken buluyorum kendimi… Mesela zurafalar uzerine yazmak istiyordum bugun ve Amharikce’nin meshur `esi` sozcugu hakkinda ama yazi yine yonlendirdi kendini…
Dun gece elektrikler gitti. Bahceye ciktim usulca. Karanlikta yildizlara baktim uzun uzun. Bakarken basim dondu… Istanbul’da artik hic goremedigim o `Kucuk Ayi`yi uzun uzun izledim. Sonra elektirikler geldi…
Burada yildizlar oyle net goruluyor ki… Elimi uzatip tutasim geliyor. Bazen de aklimda yildizlara ait mitolojik oykuler sallaniyorum oldugum yerde…
Ve nedence ben Afrika’da bir gecenin daha keyfini cikarirken Ispanyolca gelip yakaliyor beni… Afrika’dayken butun dunya ayaklarimin altinda gibi geliyor cunku. Sonra geri donup yasadigim kitayi arastiriyorum. Gitmek istedigim onca yer var ki… Gidene kadar hayal kurmakla yetindigim ve hic dusunmedigim halde gordugum an beni kalbimden vuran onca yer, onca sey, onca yasanmislik…
Mesela burada ellerinde `var` bile denilemeyecek butce ile sanat yapan insanlar var. Nasil da guzel yarattiklari…Resimler, oykuler ve filmler… Bugun bir filmin haberini yapmak icin yonetmeninin yanina gittik. Cay ocagi gibi bir studyo filmi kucucuk bir bilgisayardan gorduk. Oysa ne de guzeldi…
Ote yandan neler neler yapabilecekken yerinde sayan insanlar taniyorum. Burada da biraktigim butun sehirlerde de… Zamanin gecmesine hayiflanan ama aslinda zamanlarini kendi geciren insanlar. Iki ucu dusununce afalliyorum bir an sonra `umutsuzluk` geliyor aklima…Eger insani sararsa bir de ustune rutin binerse ne fena bir sey diye dusunuyorum.
Kendi adima da en buyuk korkularimdan biri bu oldu hep. `Rutine binmek`. Nasil da rotadan uzaklastiriyor insani. `Routine` ve `Route.` Benzer kelimeler arasinda farklar… Bir secimle degisen hayatlar. Bunun uzerine bir seyler de karaliyorum bu aralar. Belki ondandir kelimelerin ve secimlerin bu denli aklima takilmasi…
*
Sevgili Afrika zaman zaman zorluklar da yasatiyor bana. Yavasliga tahammul edemeyen Gozde kisisinin bazen buna alismasi gerekiyor. Su alisma sancili surec ve ben isyan etmeden duramiyorum. Elbet alisacagim zamanlar gelecek ya bekliyorum…
Yasadigim zorluklardan biri de trafik isiklarinin olmadigi bir sehirde yasamak. Afrika ve trafik konulu bir tez calismasi yapilabilir mesela. Biz de minibus teroru mu var diyoruz siz bir de buradaki teroru gorun… Gecenlerde sehirler arasi yolda giderken neredeyse her yirmi kilometrede bir kaza gorduk. Cogunlugu kamyon kazalari mesela. Ama kaza yaptiktan sonra ocagini cikarip cay icen insanlarda buraya ozgu sanirim. Adam kaza yapmis ne de olsa artik yapabilecegim bir sey yok diyor ve cayini koyup bekliyor… Biz de olsa elinde cep telefonu kurtarma ekipleri gelene kadar sacini basini yolar insan yahu. Burada yok boyle bir sey… Gerci yolda gordugum curumeye terk edilmis araclar acaba burada kurtarma ekibi diye bir sey yok da araclar genelde kendi kaderine mi birakiliyor diye de dusundurtmedi degil bana… Sanirim bir kisminin akibeti de gercekten boyle…
Sehir icinde trafik ise daha farkli bir oyku… Biri kaza mi yapti bir digeri durup ne olmus diye izliyor. Yolun ortasinda el frenini cekerek duruyor. Siz de arkasinda bir konvoy halinde duruyorsunuz. `Durmak` gercekten buralarla ozdeslesen bir fiil oluyor bazen. Kimse de mudahale etmiyor hani. Ama ote yandan `emniyet kemerini` takmadin mi trafik polisinden kacisin yok.
*
Bir de kuslardan bahsetmek gerek… Kuslarini seviyorum bu memleketin. Civil civil…Sabah yuruyuslerimde nasil da eslik ediyorlar bana. Benim de icimde kuslar ucarken ben gulumsuyorum onlar da otmeye devam ediyor kanat cirpa cirpa…
Kimbilir nereye? Sahi Rimbaud demisti degil mi… ` Size bir adres veremiyorum. Cunku yakinda hangi yollardan, nicin ve nasil, nereye suruklenecegimi bilemiyorum.`
Ve tabi bir de soyle demisti her seyi birakip Afrika’yi secen sair: Gokyuzu! Ask! Ozgurluk! Bu ne dustur hey cilgin cocuk!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder