Sayfalar

5 Aralık 2011 Pazartesi

Yasamak hamuru diye bir sey var mi?


Yapilacak onca sey arasinda yazmaya zaman bulmamak olmaz… Yoksa icimde bir daimi huzursuzluk…
Bir koza orer gibi ilerliyor Afrika maceram… Farkli deneyimler farkli hayatlar ve kendi hayatinin farkina varmalar…

Istanbul giderek silik bir hatira haline geliyor. Mesela artk o cok sevilerek tutulan evi bosaltma fikri cok da fazla koymuyor. Istanbul’a dair mutluluklar da mutsuzluklar da gulumseyerek animsaniyor artik. Sanki artik –geri donenen kadar – maziden baska birsey degil o delicesine sevdigim sehir.
Gerceklik ise tam da su yasadigim anda…Fonda turkce bir muzik calarken bitmek uzere olan bir kitabin ve yani basinda duran Afrika dergilerinin yani basinda.

Cay yavas yavas kucuk ocakta isiniyor simdi. Birazdan pancardan yapilmis o guzel ve zor bulunan sekerle karistirilacak. Yazi bitirilecek ve guzel bir kitabin satirlari arasinda kaybolunacak. Afrika’nin dogusunda hayatimin tam ortasinda bugun boyle bitecek…
*

Camus’nun `Yolculuk Gunlukleri` vardir bilir misiniz? Bir kez daha okudum altini cizdigim satirlari gecenlerde… Okudukca bu kez farkli algiladim yazdiklarini kendi yasamimla harmanlayarak…Tipki Cemal Sureya okurken oldugu gibi… Deli ruhlari ve dolayisiyla deli ruhlu yazarlari seviyorum cok birakamiyorum bazi kitaplari. Ondandir Afrika’ya kiyafet degilde `ana dilimin` hangi milletten birine olursa olsun `asik oldugum` dilin kitaplarini tasimam…

Camus Amerika’ya taninmamis bir yazar ve gazeteciyken gitmis. Su satirlar aklimda bir suredir Amerika’ya dair: `Burada her sey onceden dusunuluyor. `You die and we do the rest,` diyor tanitim afi;leri. Mezarliklarin ozel mulkiyeti var: Yerinizi almakta acele ediniz.`

Oysa hayat oyle degil iste…Ne kadar planlansa da bir hizaya sokulmaya calisilsa da oyle degil. Ya da ben bunu basaranlardan olamiyorum. Olmak da istemiyorum hani… Pismanliklarimin bir tadi var sanirim. Ya ben simdi kendime durup bakinca `yasadim` en azindan `yasamayi` `hayal etmeyi` denedim diyebiliyorum…

Bu arada hafta sonu Harar’a yaptigimiz 6 saat denilerek hasta hasta yola koyuldugum ama 10 saat suren ve 20 saat surecek de olsa degecek olan yolculukta sadece 2 tane mezarlik gordum. Kucuk kucuk… Bu ulkede mezarliklara ne oldugunu merak ediyorum. Rest… Kalani. Ingilizce bir yandan da dinlenemek demek. Burada insanlar olunce anilardan baska bir sey birakamiyorlar ve dinlenemeden bitiyor hayatlari…

Evet bazen Etiyopya insanlarina mesela yavasliklarina kizdigim , alismakta zorlandigim zamanlar oluyor ama insanlarin yasadiklari kabul edilemez. Yardim paketleri gondermek yerine bu insanlara neden nasil daha iyi yasanilabilecegini gostermiyoruz?  Gulerken eglenirken ve kendi hayatimin tadini cikarken sahit oldugum o kati ve gercek `adaletsizlik` durdukca dunya uzerinde kimse bana iyilik yapmaktan bahsetmesin diye dusunuyorum bazi bazi…
*

Madeira 
Yillar once okyanusun ortasinda Madeira diye bir adaya gitmistim. Bulutlarin tepelerle karistigi, hic savas yasamamis ama insanlarin yasamak icin doga ile daimi bir savas verdigi bir adaya… Bir telefon kulubesinde bir telefon kartiyla Turkiye’yi aramistim o zamanlar sevdigim adami…Hava karariyordu yavas yavas iki bin nufuslu kasabada. Kimseler yoktu etrafta ve yemege gidecegimiz icin guzel de bir elbise vardi ustumde ve o zamanlar yeni cikan silikonu sayesinde baldirlarda kalan seffaf coraplar. Ben Turkiye’ye ulasmaya calisirken dusuvermisti corap. Iste o an geldi simdi aklima… Hayata dair biriktirdigim guzel anlar…Sadece bana ait genellikle komik ve baskalari yasasa kiskanacagim o guzel anlar…

Elbet belki de sadece bir ulkede bir sehirde yasamayi secseydim de guzel anlarim olurdu ama bu karakter iste… Yani dunyanin bir ucunda 18. Yuzyila kadar Hristiyanlari sehre almayan Somali sinirindaki Harar kentinin yine o Maderia’yi animsatan karanliginda yurumeseydim olmazdi gibi geliyor… Ne yapalim ben de boyleyim merak ettiklerini yasamayi secenlerden…

Gozde, et ve sirtlan
Ki aslinda bu bir secim de degil. Kisi ile ilgili…Hamurunda yol varsa gidiyorsun ya da kalarak kendini mutsuzluga kistiriyorsun. Camus’nun gunluklerinde tarif ettigi sairi degil olma ihtimali okumak bile yoruyor beni cunku. ` Sair bunlari soyledikten sonra aciyla ic cekiyor ve ic dunyasina donuyor. Komplekslerinden biriyle kendini yemeye koyuluyor dalgin dalgin.`

Kendinin ne oldugunu hayallerinin pesinde yasayarak kesfetmek ayri da bir cesaret veriyor insana. Gerci deliyimdir biraz ama ben bile agzimla sirtlanlara yemek yedirebilecegimi dusunemezdim mesela. Ama oldu. Cok da guzel oldu… Bir de insan boyle heyecanli olaylarin oncesinde ve sonrasinda korkuyor o an tek dusundugu yasadigi an oluyor. Belki de o yuzden `adrenalinin` yuksek oldugu anlar bizim icin bir sans. Gercekten sadece ani dusunmenin o en saf halini yasayabilmek icin kim bilir…
*




Ve yasarken geride biraktiklarin diye bir sey yok aslinda…Hayatinda olmasini istediklerin tam kalbinin icinde. Farkli hayalleriniz kesisiyor farkli zamanlarda… Bazen ayni koordinatta dunyanin en mutlusu oluyorsunuz. Bu arkadasliktan aska hepsinde boyle sanirim… Bunu da yasayarak ogreniyorum. Emin olmadigim her noktanin uzerine inatla giderek ve ne olursa olsun gulumseyecegimi cunku yasadigimi bilerek… Bir yandan da korkuyorum. Garip bir dinginlik verirken Afrika bana bir gun geri dondugumde asil ait oldugum sehire o kesmekes icinde simdi `cocukca`dan ote `cig` gelen konusmalarin icine mi dahil olacagim diye… Ya da rutine alismak zor mu olacak ben uzakta kaldikca diye…
Harar sokaklari

Bunu en keskin olarak gecen gece burada Italyanlarin yaparak `piyasa` adini verdigi bolgedeki Fransiz merkezinde dusundum. Guzel bir kirmizi sarap bar sandalyesi ve kitaptan olusan okuma keyfinin ardindan kendimizi Etiyopyali restoranin isletmecisi ve Filipinlerden Addis Ababa’ya yeni gelmis Fransiz yonetici ile hayati konusurken bulduk. Icecekler icildi ve hayattan, yurtdisinda yasamaktan konusuldu uzun uzun… Paris guzel dedi Fransiz ama `onca sey gordukten sonra kurulu duzende hayatin cok yavas degismesine alisamiyor insan`. O an da, sonrasinda da dusundum bu cumleyi uzun uzun… Aslinda bakarsaniz hala dusunuyorum.

Bir yanda Camus’nun bir yanda Cemal Sureya’nin cumleleri de hayat ve geceyle birlikte akip giderken. Geceye dogru `Afrika haric degil` diye mirildaniyorum…. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder