Bazı günler “Gözde’den Dünya’ya” günleri oluyor sanki, çoğunluğu İstanbul’da bir kısmı dünyaya dağılmış dostlarla konuşmalar alıyor birkaç saatimi ve elbette mailler…
Bugünün bir kısmı da öyle geçti. Ve yakın arkadaşlarımla yaptığım birkaç konuşmanın ardından “yetinemeyen kadınlar” kulübü kurmaya karar verdik.
Yetinemiyoruz kardeşim! Geçenlerde bana şöyle bir cümle söylendi: “Canın cennet istiyor da, günahların koymuyor.” Belki de durumu en çok bu cümle özetliyor. Kendi şahsıma “yetinememe” adında bir tez yazabilirim hatta kendimi bazen doktora yapabilecek kadar nitelikli görüyorum bu konuda. Ama durum sadece bana da özgü değil, en sevdiğim insanlarla konuşurken kendimize dair en çok konuştuklarımızın ardından bu soru beliriyor. “Neden bir türlü her şeyi olduğu gibi kabullenemiyoruz?”
Mesela ilişkilerden örnek verelim… (Ah biz kadınlar ne severiz ilişkilerden konuşmayı değil mi?) Aşığız diyelim ama hep bir şeyler eksik, sürekli “iyi” adamlardan ve bize “çatanlar”dan bahsediyoruz. Derken mantıklı gelen biriyle bir şeylere başlıyoruz. Yok kardeşim bu sefer de “ ah o eski günlerin tutkusu” konuşmaları... Sahip olduğumuzu kabullenemiyoruz.
Ya da işimizden… Hep şikayet edecek bir şeyler var. Devam ediyorsak da o an işin artıları eksilerinden fazla geldiği için. Ya parasından vazgeçemiyoruz, ya statüsünden ya da bizi mutlu etmesinden. Ama yine de yetinemiyoruz. Arıyoruz durmaksızın. Arayışımız ve yetinemeyişimiz hiç son bulmuyır.
Bunun kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Bazen asla yeterince sevememekten ya da mutlu olamamaktan konuşurken mevzu “acaba bencillik mi yapıyorum ya da elimdekiyle neden yetinmiyorum” aşamasına geliyor. Sonra diyorum ki kendime, herkes kabul etse de etmese de bencil kararlar vermiyor mu? Veriyoruz kardeşim, ister kabul edelim ister etmeyelim.
İşte şimdi de olağanca “bencilliğimle” , bu “yetinememe” halimi sevdiğimi söylüyorum. Hayallerden vazgeçmek için hala çok erken geliyor çünkü… Üstelik hayallerim sabit olmak zorunda da değil, değişebilir. Evet, bencilim çünkü hayat benim hayatım.
En kötü sevgili “yetinemeyen kadınlarımla” Ege’de bir köye yerleşir bol bol kahve falı bakarız birbirimize, öyle değil mi ama?
“Elimdeki buydu yaşadım” denilen bir hayat…. Yok kalsın, ben almayayım!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder